TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ
YÖNETİM DANIŞMANLIĞI VE EĞİTİM
HİZMETLERİ
TEKNOLOJİ TABANLI
GİRİŞİMCİLER İÇİN İŞ GELİŞTİRME
MENTORLÜĞÜ
SATIŞ EKİBİ
KURULUM & SAHA
YÖNETİMİ
SANAYİDE
YAZILIM & TEKNOLOJİ
SEÇİMİ
TEKNOLOJİ TRANSFER
OFİSLERİ & TEKNOPARKLAR İÇİN
İŞ GELİŞTİRME
YATIRIMCI
BULMA & DEVLET
DESTEKLERİ
YAZILIM-BİLİŞİM
SEKTÖRÜNDE SATIŞ PAZARLAMA
& İŞ GELİŞTİRME
KARİYER
PLANLAMA &
İÇ GİRİŞİMCİLİK
KEY OF CHANGE

Yazılımda Kaliteli Üretim Yetmez Stratejik Satışı Öğrenmek Şart!

Dünyadaki ‘girişimcilik’ furyası ülkemizde de hayli hız kazandı. Bir yandan teknopark sayılarının artması bir yandan girişimleri sanayiye ulaştırmak adına kurulan teknoloji transfer ofisleri ve yeni devlet destekleri ile bu eko sistemden ekonomiye katkı sağlanmaya çalışılıyor. Evet yazılım sektörü katma değeri en yüksek sektörlerin başında. Bir bilgisayar ve bir insan beyni ile inanılmaz faydalar üretmek mümkün. Hal böyle iken neden en basiti teknopark teşvikleri için belirlenmiş bu bölgelerde olma zorunluluğu var? Yeni yasalarla teknopark dışında da teşviklerden yararlanmak için gerekli mühendis sayısını 50 den 30’a indirdiler. 30 ar-ge mühendisi olan firma muhtemelen belli bir ölçeğe gelmiştir. Açıkçası birçok teknopark emlakçı mantığı ile yönetilirken gerçekten mevcut şirket ve girişimcilerine katma değer üreten projelerle destek veren teknopark sayısı bir elimizin parmaklarını geçmiyor. Bu döngüde tüm eko sistemin bütünsel çalışması ve belli standartların getirilmesi gerekir.


Özellikle teknoloji transfer ofislerinin üniversite ve mevcut ekosistemlerindeki girişimcileri sanayinin ihtiyaçlarını karşılamaları için yürüttükleri çalışmalar çok önemli. Bu adımda öne çıkan püf nokta hem sanayici hemde girişimci kültürünü iyi bilmek. Acaba sanayiyi analiz edip ona uygun teknolojileri mi transfer edelim yoksa mevcut fikir-teknolojiyimi direk sanayiye uygulamaya çalışalım? Bu sorunun cevabı için sektörel sanayi kültürlerini iyi analiz etmek gerek. Çünkü şu anda hedef kitlemiz makine kuşağında. Kafasında olan; şu kadar para verdim, aldım, kapasitesi bu, bu kadar üretir, bu kadar zamanda parasını çıkarır. Bir yazılımın katma değerini bu şekilde hesaplamaya kalktığınızda çok ciddi bir bilgi birikimine ihtiyacınız var. Öncelikle o sektörü ve dinamikleri avucunuzun içi gibi biliyor olmanız gerek. İşte bu yüzden sanayici akademisyen yada girişimciye ilgi göstermiyor, inanmıyor. Ülke çapında da başarı hikayelerinin olmaması da sanayi patronlarına güç veriyor. Şu an sanayimiz teknoloji kuşağına tam adapte olmuş durumda değil. Ülkenin %95’nin kobi olduğunu düşünürsek bu gerçekten zor bir değişim. Öncelikle sanayi, yazılım teknolojilerinin katma değerini anlamak ve denemek zorunda. Bunun için global rekabete bakması yeterli. Peki sanayimiz global oyuncularla ne kadar ilgileniyor? Vizyonları ne yönde? İşte yanıt zaten burada!


Peki girişimcilerimize geldiğimizde onlar ne yapmalı? Hal böyle iken önce öğrenmeye açık, yeni teknolojileri takip eden, sürekli aç olduğunu hisseden bir beyne sahip olmalılar. Mühendislerimizin aslında kalite konusunda ciddi sıkıntıları yok. Evet eğitim sistemi iş yaşantısının gerisinde fakat bireysel olarak çokta çaba harcamıyoruz. Özgün fikir üretme konusunda yeteneklerimizi geliştirmek zorundayız. Biraz sanırım genlerden gelen bir kahramanlık duygusuna sahibiz. Burada fikrimizden ziyade ticarileşebilme boyutunu irdelemek gerek. Bu yüzden bir fikri geliştirirken önce pazarı ve satış/pazarlama tarafını iyi tasarlamak gerek. İyi ürün yetmez iyi pazarlama ve satış stratejilerine ihtiyacımız var. Girişimcilerin yatırımcı sunumlarında en çok zorlandıkları yer finansal hedefler oluyor. Maalesef yetişmiş yatırımcı eko sistemimiz olmadığından doğal olarak fikir ve girişimciden çok projenin getiri hızına odaklanıyorlar. Sunumlarda çokta fikir verip şöyle olsa böyle olsa diyen yatırımcılar neden o projeleri alıp o hale çevirmiyorlar? Görüyorumki girişimci kesilecek koyun gibi duruyor. Sorsana yatırımcıya beni büyütecek fikrimi geliştirecek ne yapacaksın? Ekibi, networkünü nasıl kullanacaksın? Uluslar arası pazara nasıl çıkaracaksın? Bana nasıl mentörlük ve danışmanlık yapacaksın? İnanç olmayınca hiçbirşey olmaz. Bunun içinde bilgi birikim deneyim gerekir. Yatırımcı nasıl olunur, girişimci nasıl yönetilir ve büyütülür? Yani eğitim şart.


Girişimcinin şu zamanda başarılı olabilmesi için global pazara hitap edecek bir projeye sahip olması şart gibi. Rahat dolaşmak içinde patent v.b tesciller gerekiyor. Ekibinde muhakkak satış pazarlama, finans ve mühendis dalından birileri barındırmalı. Sadece üretici mühendisin tek başına ilerlemesi imkansız gibi. Yatırımcıyı da yurtdışında aramak en doğrusu. Farkedilmek içinde satmak gerek. İşte birleşme noktasına geldik. Sermaye yetersiz, yerli yatırımcı bulamıyoruz ne yapacağız? Sahaya inip daha ürünleşmeden önce fikri satacağız. Peki sanayimiz henüz katma değeri anlamakta zorlanırken bunu nasıl başaracağız? En önemli çıkış yolu hedef kitlemize yurtdışında ulaşmak. Bunun içinde aslında akıllı ilerlersek çeşitli devlet desteklerini kullanarak ve birkaç yurtiçi küçük satışlar yaparak sağlayabiliriz. İnterneti biraz daha doğru kullanmayı öğrenmek lazım. Örneğin Linkedin platformu iyi bir kapı. Günün sonunda yatırımcı bulmadan yada aileden gelen bir sermaye olmadıkça başarıya ulaşmak çok zor. Bunun en hızlı yolu network edinmek ve satış becerilerine sahip olmak.
 

Şimdi teknoloji transfer ofislerinin kendi ekip çalışanlarının nasıl bir vizyonda ve tecrübede olması gerektiğide açığa çıkıyor. Herşeyin başındayız. Daha çok yol var.


Yazılım sektöründe nitelikli eleman sorunu aşikar. Fakat artık bırakın niteliği eleman bulmak çok zor. Bunun sebebi ne olabilir? Mühendislerimizin burnu çok mu havada yoksa firmalar yeterli şartları sağlayamıyorlar mı? Aslında ikiside. Sektör yetişmiş eleman istiyor, çalışanda iyi şartlar. Aslında X ve Y kuşaklarının savaşı bu! Biri tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş, yeni nesil ise her şeye kolay ulaşıyor. Peki ne yapacağız? Öncelikle yeni nesli ve sonraki nesli iyi analiz etmek gerek. Yaşam şekilleri, talepleri ve hedefleri farklı. Onlara uygun fakat yönetilebilir bir sistem sunmak gerek. Burada ölçme ve değerlendirme devreye giriyor. Ölçemediğimiz şeyleri değerlendiremeyiz. Sektörümüzdeki çalışanların maaşı dışında büyük bir maliyet yok. İnsana dayalı iş yapılıyor. Yani motivasyon yönetimi kritik. Peki nasıl yönetmeliyiz? Öncelikle ekibinizin çekirdek kadrosuna odaklanmalısınız. Bu kadrodan emin olduğunuzda gelecekte ya onlara küçük ortaklıklar vereceksiniz yada partneriniz yapacaksınız. Diğer ekip arkadaşlarınız bir müddet sonra ayrılacaktır. Sisteminizi de buna göre dizayn etmelisiniz. Çünkü ne yaparsanız yapın onlar gidecektir. Sektörümüzün doğası bu.
 

Ekipteki genç mühendislerimiz aslında çalıştıkları yerleri bilgi birikim için iyi değerlendirmeleri gerek. Ülkemizde maalesef belli bir yaştan (30 lu) sonra iş bulmak zorlaşıyor. Bu yüzden iyi bir donanıma sahip olmalıyız. Eğer okul yıllarında kendimizi geliştirmeye başlarsak şansımız daha da artacaktır. Fakat artık tek başına mühendislik yeterli değil. Çoğumuz İstanbul’da var olmak istiyor ve doğal olarak seçilme şansları azalıyor. Fark yaratacak özelliklere sahip olmadıkça diploma çokta önemli değil. Eğitim sisteminin açığını maalesef kendimiz kapatmak zorundayız. Tavsiyem çok fazla para beklentisi olmadan iş odaklı olup ihtiyaç tespit etme, sorun çözebilme, özgün fikir üretme yeteneklerimizi geliştirmek. Aslında iç girişimcilik okul yıllarında öğretilmeli. Fakat teknoloji sayesinde bilgiye kolay ulaşan yeni nesil hangi bilgiyi alması gerektiğini bilmiyor. Bu yüzden iyi bir araştırmacı olmak gerek. Sosyal olmayan mühendis devri kapanmıştır.


Sektörümüz emekleme döneminde. Ben mühendislerimizin doğru yönlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yakın gelecekte onlar devr alacaklar. Hem firmalarımız hem çalışanları değişime ve gelişime açık olmak zorunda. Zor bir süreç fakat zaten başarılı olanlar küçük farkları uygulayabilenler oluyor.


Tüm eko sistem bir çok sorunu farkında aslında. Ama herkes yoğun ve çözüm üretmede yetersiz. Biraz işin içinden çıkıp üç boyutlu bakmak için kendimize fırsat vermeliyiz. Birleşmeyi, bir arada hareket etmeyi vizyonları büyütmeyi öğrenmeliyiz. Hiçbirşeyi tek başımıza başaramayız. Ama başımızı doğru kullanırsak her şeyi başarabiliriz.
 



site design & technology
SLC Web Mühendisliği
www.slc.com.tr