TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ
YÖNETİM DANIŞMANLIĞI VE EĞİTİM
HİZMETLERİ
TEKNOLOJİ TABANLI
GİRİŞİMCİLER İÇİN İŞ GELİŞTİRME
MENTORLÜĞÜ
SATIŞ EKİBİ
KURULUM & SAHA
YÖNETİMİ
SANAYİDE
YAZILIM & TEKNOLOJİ
SEÇİMİ
TEKNOLOJİ TRANSFER
OFİSLERİ & TEKNOPARKLAR İÇİN
İŞ GELİŞTİRME
YATIRIMCI
BULMA & DEVLET
DESTEKLERİ
YAZILIM-BİLİŞİM
SEKTÖRÜNDE SATIŞ PAZARLAMA
& İŞ GELİŞTİRME
KARİYER
PLANLAMA &
İÇ GİRİŞİMCİLİK
KEY OF CHANGE

Türkiye' de Yazılım Sektörü-3

29 Aralık 2011 tarihinde SDE ve ODTÜ TEKPOL işbirliği ile gerçekleştirilen “Türkiye’de Yazılım Sektörü” konulu konferansta da tartışıldığı şekli ile Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektörü, içerisinde iletişim hizmeti sağlayıcıları, teknoloji geliştiricileri, destek hizmeti sunanları, her şekli ile yazılım firmalarını kapsayan büyük bir başlık.
 

Bu tanımın içerisinden yazılım sektörünü ayırarak, odaklamak gerekirse Yazılım Sektörü: gömülü sistemler, bilgisayarlar ve bilgisayar nitelikli araçlar için, her tür otomasyon sistemleri için, tüketici, iş dünyası için yazılım geliştiren, bu yazılımları proje bazlı veya paket ürün olarak sunan, eğitim, danışmanlık hizmetleri veren ve yazılımlara destek sunan bir sektördür.


Genel olarak sektörde yer alan firmaların donanım, entegrasyon ve diğer alanlara da girmesi sebebi ile sektörün yapısı fazlası ile değişkenlik göstermektedir. Örnek olarak IBM firmasının gelirlerinin %22,5 veya HP firmasının gelirlerinin %5’ini yazılım ürünleri oluşturmaktadır.


Dünyada Yazılım Sektörü


2011 yılı itibari ile yazılım gelirlerine göre dünyada en büyük 5 yazılım firması Microsoft, IBM, Oracle, SAP ve Ericsson olarak sıralanmıştır. Yazılım sektörünün 2013 yılında 500 Milyar USD ciroya ulaşacağı öngörülmektedir. Bu rakamın yalnızca yazılım tarafında olduğunu, 70 Milyar USD internet reklamcılığı veya e-ticaret gibi başlıkları içermediğini hatırlatmakta fayda var.
 

Dünyanın en büyük 100 yazılım firmasının ülkelere göre dağılımına bakıldığında, büyük firmaların çoğunun ya ABD’de kurulduğunu/başladığını ya da merkezini ABD’ye taşıdıklarını görmekteyiz.


Yıllık %50 düzeyinde büyüyen Çin, Rusya ve Kore firmaları sektörde kendilerine hızlı yer açmaktadır.



Bu alanda internetin yaygınlaşması, uygulama mağazaları gibi yeni iş modelleri, müşteri ağının büyümesi sektörün küresel hızlı çıkışlar yapmasına imkân tanımaktadır. Örnek olarak 8 Kasım 2011’de piyasaya çıkan bir oyunun 16 gün içerisinde dünya genelinde 1 Milyar USD satış rakamına ulaşması veya Apple tarafında sunulan App Store uygulaması ile yüz binlerce uygulama için kolay satış kanalı kurulması verilebilir.
 

Türkiye’de Yazılım Sektörü


Yazılım Sanayicileri Derneği tarafından hazırlanan 2010 yılı raporunda Türkiye’de yazılım sektöründe çalışan 1.600 firma yer almaktadır. Bu firmaların %87,2’si KOBİ statüsündedir. Ülkemizdeki bilişim sektörünün 2010 yılında donanım tarafında 6.944 Milyon USD, yazılım alanında 696 Milyon USD ve hizmet tarafında 909 Milyon USD olduğu raporda belirtilmektedir.


Yazılım sektöründe iletişim sektörü ve kamu sektörü en temel talebi oluşturmaktadır. Küresel pazara açılım ve ihracat yeni gelişmeye başlayan alanlar olarak ön plana çıkmakta ve sektör tarafından çokça istenilen fakat henüz hedeflenen noktadan uzak olan noktalardır.


Hedefler ise çok daha yüksek noktalardadır. Türkiye’nin 2023 hedeflerinde, bilişim sektöründe %50 yerli ürün kullanımı, bilişim sektörünün GSYH’ın %8’ine ulaşması, küresel pazarda söz sahibi en az bir firma gibi hedefler belirlenmiştir.


2023 yılında 500 Milyar USD ihracat hedefi ve bunun 10 Milyar USD bölümünün yazılım sektörü olmasının hedeflendiği noktada, 2012 yılından itibaren, sektörün her yıl ihracatını ve boyutunu %31 kümülatif artırması gerekecektir. Diğer sektörlere kıyasla daha hızlı büyüyen bir sektör dahi olsa da, bu hedeflere ulaşmak için yazılım sektöründe köklü ve radikal bazı değişikliklere ihtiyaç olduğu açıktır.
 

Sektörel Öncelik


Öncelikle yazılım sektörü ve/veya bilişim sektörü milli politikalar bakımından kritik, öncelikli sektör olarak seçilmeli midir? Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu tarafından geçmiş dönemlerde de toplantı gündemine alınan bilişim sektörü konusunda önceliklendirme yapılacaksa bunun belirli kriterlere dayanarak yapılması gerekir. Otomotiv, tarım, havacılık, enerji, savunma, sağlık gibi sektörlere kıyasla bilişimin öncelik sırası nasıl olmalıdır?


Yazılım sektörünün en büyük avantajı, sabit yatırım ihtiyacının az olmasıdır. Fabrikalar, dev Ar-Ge merkezleri kurma ihtiyacı yoktur. Bunun yanı sıra gelişen teknoloji ile üretim cihazı ihtiyacı ve üretim alanı ihtiyaçları da çok esnektir.


Ayrıca uzay, havacılık veya diğer pek çok alanda ihtiyaç duyulan uzun yıllar birikmiş “know-how” konusunda yazılım sektörünün giriş bariyeri düşüktür. Yerleşmiş rakip sayısı kıyasla daha az, küresel pazarın sabitleşmesi henüz tamamlanmamıştır.


Satış kanalları konusunda ise sektörel imkânlar diğer pek çok sektöre kıyasla fazladır. Müşterilere ulaşma, destek sunma veya süreklilik konuları, kıyas olan sektörlere karşı yazılım sektörünün avantajlarıdır.


Ek olarak, bilgilerin gizliliği ve güvenliği ülkemizce de artık kabul edilen bir risktir. Bu noktada yerli/milli ürün kullanımı stratejik önceliğe sahiptir. Yalnızca kamu kurumlarında veya e-devlet uygulamalarında değil, vatandaşların veya işletmelerin sistemlerinde de yerli ürünlerin kullanımı, güvenlik konusunda Türkiye’de bilgi üretilmesi stratejik boyut içermektedir.


Bilişim sektörü içerisinde donanım üretiminde ise durum farklı bir noktadadır. Pek çok üretim tesisi Çin’e kaymıştır. Uzakdoğu üretim kapasitesi ve imkânları ile rekabet tüm Dünya için büyük bir sorundur, fakat bu noktada donanım firmaları, tasarım ve bilgi üretimini kendilerinde tutarak, yalnızca üretimi Çin’e kaydırmak için çaba sarf etmektedir.


Tüm bu sebeplerle yazılım sektörü Türkiye için gelişme potansiyeli yüksek, yatırım ihtiyacı düşük, küresel pazara girmeye imkân tanıyacak ve milli güvenliği artırılmasına destek olacak bir sektör olarak öncelikli sektör seçilmelidir.


Ulusal Stratejiler ve Sektörel Sahiplenme


Sektör STK’ları tarafından dile getirilen bir husus, sektörü sahiplenecek, yol haritasını çizecek, desteklerini verecek, yurtdışına açılımını sağlayacak tek bir kurumsal yapının bulunmamasıdır. Kalkınma Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu arasında dağınık yapıdaki sektör-kamu dağılımı, muhatap bulmakta, sorun çözmekte sorunlara yol açmaktadır.


Sektörün Ar-Ge yönü ağır basan, fakat aynı zamanda sanayi olarak sınıflandırılan, fikri mülkiyeti önem taşıyan bir sektör olması sebebi ile tek muhatap konusu 1998 yılında başlayan KamuNet çalışmalarından beri henüz netleşmemiştir.


Mevcut mevzuata bakıldığında, Kalkınma Bakanlığı’nın 10. Kalkınma Planı ile 2023 yılına kadar olan hedefleri belirleyeceğini, aynı zamanda 2. Bilgi Toplumu Stratejisi ile bazı sektörel hedefleri koyacağını görebiliriz. Bunun yanı sıra Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yazılım sektörünün yol haritasını çıkartacağını, teknoloji geliştirme bölgelerini kuracağını, aynı zamanda TÜBİTAK vasıtası ile güdümlü ve odaklı Ar-Ge faaliyetlerini destekleyeceğini belirtebiliriz. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın da e-Devlet alanında uygulama yol haritasını, kamuda kullanılacak yerli ürün stratejilerini belirleyeceğini ve aynı zamanda 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ile kurulan Ar-Ge Fonu aracılığı ile elektronik haberleşme ve bu alan içerisine giren yazılım alanında destekleri sağlayacağını görmekteyiz.


Bütün kurumların bir araya gelerek 2015 – 2019 – 2023 dönemlerini kapsayan, donanım ile yazılım/hizmet oranını iyileştirici, her iki grupta da yerli ile yabancı kaynak oranını düzeltici, bu alanlarda kritik ürün ve teknolojileri belirleyici, kapsayıcı bir strateji belirlemeleri yazılım sektörünün devletçe belirlenen hedeflere ulaşmasında hayati öneme sahiptir.


e-Devlet Uygulamaları ve İhracat


Hemen hepsi proje bazlı yazılımlar olan e-Devlet uygulamaları, yazılım sektörünün tecrübe kazanması, referans projeler üretmesi ve bölgesel ihracata açılması açısından potansiyel taşımaktadır.


Dünyadaki ülkeler incelendiğinde, dil yakınlığı, kültürel yakınlık, ekonomik ilişkiler, rakip ürünleri üreten ülkelere karşı politik sorunları olan ülkeler, henüz e-devlet uygulamalarında Türkiye’nin düzeyine ulaşmamış ülkeler gibi gruplamalar ile belirlenebilecek yazılım ihracatında hedef ülkelere Türkiye’de tamamlanmış uygulamalar satılmaktadır. İran’ın uzak mesafelerde gemi takip sistemi, Kıbrıs’ın bütün e-devlet sistemi gibi satışlar ile ilk adımlar başlamıştır.


Bu alanda devletin ihracata hali hazırda sağladığı destekler dışında sağlayabileceği bir ek destek, söz konusu ülkelere açılacak koşullu krediler ile Türkiye ürünlerinin bu pazarlara açılımının kolaylaştırılması olacaktır.


Ar-Ge mi Değil mi? Risk Sermayesinin Önemi


Yazılım sektörünün uzun yıllardır mevcut teknokentleri en rahat kullanan sektör olmasının temel bir sebebi, tüm geliştirme işlerinin Ar-Ge kapsamında gösterilebilmesidir. Aslen mühendislik faaliyeti olan pek çok yazılım geliştirme aşaması mevcut mevzuat kapsamında Ar-Ge olarak sınıflandırılmakta, üretim destekleri, vergi indirimleri ve ürün geliştirme sonrası satışa ilişkin destekler sunmaktadır.


Bunun yanı sıra SDE tarafından daha önce yayımlanan yazılım sektörü bültenlerinde de detaylıca yer verilen KOSGEB, TÜBİTAK, TTGV, Teknogirişim ve benzeri destekler sürekli olarak Ar-Ge üstüne kuruludur. Aynı şekilde TÜBİTAK ve Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun geçmiş çalışmaları genel olarak ürünlerin veya teknolojilerin ortaya çıkma süreci ile ilgili idi.


Dünyada ise, bu alanda çıkan başarılı uygulamalarda, ticari/işletme bilgisi olan yöneticilerin, ürün geliştiren veya fikri olan girişimciler ile risk sermayesi fonları ve yatırımları aracılığı ile bir araya gelmekte ve küresel marka olan her proje bu yöntemle çıkmaktadır. Türkiye’de ise Ar-Ge faaliyeti tamamlandıktan sonra satılamayan, gelişemeyen veya üretime geçemeyen pek çok yazılım projesi yer almaktadır. Bunun farkına varılması ile 23. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nda 2011 yılı Aralık ayında “Ar-Ge Yoğun Başlangıç Firmalarını Etkinleştirmek ve Sayılarını Artırmak Amacıyla Politika Araçlarının Geliştirilmesi” kararı ve bu karara bağlı eylem ile risk sermayesinin önemi vurgulanmış ve Türkiye’de bu tür fonların yaygınlaştırılması amacı politika olarak benimsenmiştir.


Bu konunun önemi şu örnek ile vurgulanabilir. Ne mevzuatta, ne teknolojide her hangi bir engel olmamasına rağmen, piyasada nitelikli iş gücü kaynağı mevcut, yeni girişimciler için başlangıç desteği ve Ar-Ge destekleri mevcut iken, kuluçka mekanizmaları ve KOBİ destekleri sunulurken Türkiye’den küresel pazara satış yapan firmaların az olmasının temel bir sebebi vardır. Bu da iş dünyası ile fikir sahiplerini buluşturan ve geliştirilen teknolojiyi bir “iş” haline getiren sermaye yapılarının eksikliğidir.


Bu sebepler ile yazılım sektörünün Ar-Ge statüsünde sayılması, her ne kadar teorik kurgu olarak doğru olmasa da kritik sektör olan yazılımın destek imkânlarının korunması gerekmektedir. Ek olarak risk sermaye fonlarının devletçe desteklenmesi, kurdurulması ve yazılım sektörüne odaklı destekler sunması 2023 hedeflerine ulaşılması için önemli bir adım olacaktır.


Bulut Sistemler, Yeni İş Modelleri, Mobil Sistemler


Yazılım sektörünün 2010’lu yıllarda hızlı bir gelişime açık olmasının önünde önemli bir teknoloji değişimi yatmaktadır. İlk zamanlarda paket ürün olarak satılan çoğu yazılım, daha sonra internet üzerinden hizmet olarak sunulur hale geldi. Hizmet Olarak Yazılım (Software as a Service – Saas) veya Platform olarak Hizmet (Platform as a Service – PaaS) adları verilen yapılarda müşterilere doğrudan bir paket satışı yapılmamakta, hizmetler firma sistemleri üzerinden sunulmakta idi.


Yakın zamanda hayata geçen Bulut Bilişim sistemleri ise bu imkânları çok daha öteye taşımaktadır. Bu sistemler sayesinde herhangi bir yazılımın, bir uygulamanın kısa sürede binlerce veya milyonlarca kullanıcı tarafından kullanımına, erişime imkân tanıyacak altyapı hizmetleri esnek bir yapıda sunulmaktadır.


Yazılım sektörünün temel dar boğazlarından olan, donanım ve sistem kurulum maliyetlerinin yazılıma kıyasla yüksek olması sebebi ile yazılım işlerinin ikinci plana düşmesi, bunun yanı sıra kapasite artışı veya kısa süreli çalışmalarda altyapıların esnek olmaması sorunu da böylece ortadan kalkmaktadır.


Bu teknolojiler sayesinde yazılım sektörünün daha büyük pazarlara açılması konusunda ek bir destek teknoloji tarafından gelmektedir. Yeni kullanıma başlayan bulut sistemler konusunda Türkiye’de geliştirilecek yetkinlik, ihracatın artırılması için, yurtdışı pazarlara açılım için, Türkiye yazılım sektörünün büyümesi için bu sebeplerle önem taşımaktadır.


Bir yeni kanal ve hızlı gelişen alan ise mobil uygulamalardır. iPhone/iPad dünyasında 500.000’e yakın, Android için 350.000’den fazla uygulamanın şimdiden yaygınlaştığı, App Store, Market’ın yanına yakın zamanda Windows 8 uygulama dükkanının da geleceğini değerlendirerek, ayrıca ülkemizde başlayan devrim niteliğindeki Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) projesi ile gelecek 4 yıl içerisinde 17 Milyon adet tablet dağıtılacağını da düşünerek, Türkiye yazılım sektörünün mobil uygulama pazarına odaklanmasının ek bir ivme kazandırabileceği düşünülebilir.


Açık Kaynak Kodlu Uygulamalar ve Destek


Farklı bir iş modeline sahip olan Açık Kaynak Kodlu Uygulamalar dünyası da Türkiye için önemli bir potansiyel sunmaktadır. Almanya’nın 2007 yılında kamu sistemlerinde bazı Amerikan ürünlerini kullanmayı bırakması, 2011 yılında Rusya’da Putin yönetiminin 2015 yılına kadar kamunun açık kaynaklı ürünlere geçişi yönünde çalışma başlatması gibi örnekler her geçen gün artmaktadır.


Açık kaynak, ilk adımı ve önemi ile şu imkânı sunar: bir üniversite öğrencisi, henüz eğitim aşamasında iken, çok uluslu bir projeye katılıp, kod geliştirip, bir takımın parçası olup tecrübe kazanabilir. Bu nitelikli insan kaynağının yetişmesi için önemli bir fırsattır.


Bunun yanı sıra güvenlik ve güvenilirlik konusunda da açık kaynaklı ürünlerin geliştirilmesine Türkiye’den katılım sağlanması ile bu ürünler üstünde yetkinlik geliştirilebilir. Bu sayede kullanılacak bazı ürünlerde yurt dışına ödenecek lisans ücreti yerine yurt içinde ödenecek destek hizmet alımları ile yerlileşmede bir adım atılabilir.


Ayrıca Türkiye’nin açık kaynak dünyasına odaklanması ile sektördeki bazı anahtar ürünlerin geliştirilmesinde yönetimi alarak, ülkemizin ihtiyaçlarına göre söz konusu yazılım ürünlerinin yol haritasına şekil verebilir, uzmanlığın ağırlıklı Türkiye’de geliştirileceği açık kaynaklı ürünler için yurtdışına destek hizmetleri satabilir.


Açık kaynak kodlu ürünlerin geliştirilmesi ve destek hizmetleri pazarına Türkiye’nin erken girmesi, milli güvenlik, uzman personel yetiştirme ve yurtdışına ödenen lisans ücretlerinin azaltılması konularında büyük bir fark oluşturacaktır.


STK’lar


Bilişim sektörünün, iletişim ve yazılım sektörünün pek çok sivil toplum kuruluşu bulunmaktadır. Genel olarak işletmeci çıkarlarına yönelik çalışmalar bu STK’lar gündemine girmektedir. Kamu’ya yön verebilecek, politikaların şekillenmesine destek olacak, Türkiye’de bilişim sektörünü hedeflenen noktalara taşımak konusunda vizyoner sivil toplum çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır.


Bu sebeplerle, yalnızca sektörün meslek veya işçi/işveren örgütlenmelerinin kuruluşlarının değil, Türkiye’nin geleceği için fikir ve çalışma üreten SDE ve benzeri diğer sivil toplum örgütlerinin de bu alandaki çalışmalarını artırmaları gerekmektedir.


Türkiye’nin Cumhuriyetin 100. Yılı 2023 için bilişim sektörüne, yazılım sektörüne koyduğu hedefleri iddialı fakat ulaşılabilir hedeflerdir. Fakat iletişimin her geçen yıl hızlandığı 21. Yüzyılda bu hedeflere ulaşmak konusunda hızlı adımlar atılması gerekmektedir. Her yıl diğer ülkeler hızında ilerlemediğimizde geri düştüğümüz, henüz tüm oyuncuları netleşmemiş bir sektörde yer alabileceğimiz bu dönemde, sektörün büyümesi ve açılımına yönelik somut adımlar atılmalıdır. Özellikle bölgemizde, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da her yıl %15 artması beklenen bilişim sektör kamu harcamaları da öngörülerek, bu pazarda Türkiye’nin girişimciliğinin artırılması gerekmektedir.


Bu adımlar arasında kamu politikalarının netleştirilmesi ve yönlendirilesi gerektiği kadar, özel sektörün de gerek yazılım sektörü gerekse finansman alanlarında iyileştirilmesi önem taşımaktadır. Tüm bu süreçte, ekonomiye, sektöre, ülkeye ve dünyaya geniş bir açıdan bakan sivil toplum örgütlerinin hem siyasete, hem bürokrasiye hem de sektöre vizyon sunması tüm bu sebepler ile temel bir destek noktası oluşturacaktır.
 


Kaynakça

1. 23. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu Toplantısı Kararları (2012), TÜBİTAK, http://www.tubitak.gov.tr/sid/470/pid/468/index.htm
2. Tırpançeker, G. (2011). Türkiye’de yazılım sektörü ve yazılımın Yarattığı Katma Değerler,http://www.sde.org.tr/userfiles/file/Yaz%C4%B1l%C4%B1m%20Sekt%C3%B6r%C3%BC%20Konferans%C4%B1-Program%C4%B1.pdf
3. Sivil Toplum Kuruluşları Sunumu, (2011), TÜBİSAD
4. IDC Araştırma Firması, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Harcama Beklentisi Raporu (2012)
5. Global Software Top 100 Listings (2011), http
://www.softwaretop100.org



site design & technology
SLC Web Mühendisliği
www.slc.com.tr