TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ
YÖNETİM DANIŞMANLIĞI VE EĞİTİM
HİZMETLERİ
TEKNOLOJİ TABANLI
GİRİŞİMCİLER İÇİN İŞ GELİŞTİRME
MENTORLÜĞÜ
SATIŞ EKİBİ
KURULUM & SAHA
YÖNETİMİ
SANAYİDE
YAZILIM & TEKNOLOJİ
SEÇİMİ
TEKNOLOJİ TRANSFER
OFİSLERİ & TEKNOPARKLAR İÇİN
İŞ GELİŞTİRME
YATIRIMCI
BULMA & DEVLET
DESTEKLERİ
YAZILIM-BİLİŞİM
SEKTÖRÜNDE SATIŞ PAZARLAMA
& İŞ GELİŞTİRME
KARİYER
PLANLAMA &
İÇ GİRİŞİMCİLİK
KEY OF CHANGE

Bırakınız Yazsınlar!

Dünyada BİT alanında öncü ülkelerden İsrail ve Hindistan’a bakıldığında, yazılım harcamaları İsrail’de aynı yıllar arasında yüzde 56 oranında artmıştır. Bununla birlikte İsrail’in 2011 yılı yazılım harcaması Türkiye’den daha azdır. Hindistan’ın bilgisayar yazılımı harcamaları ise Türkiye ve İsrail’den yüksek olmakla birlikte ilgili dönemde 2,5 kat artmıştır.
 

Bu noktada, önemli sayılabilecek bir husus, yazılım yatırımının hesaplanmasında hangi kalemlerin dahil edilip hangilerinin edilmediğidir. WITSA’nın tanımlamasında “bilgisayar yazılım harcaması tanımı içerisine satın alınan ya da kiralanan işletim sistemleri, veritabanı sistemleri, programlama araçları ve uygulamaları gibi paket yazılımlar” girmektedir. Firma içi yazılım geliştirme ve dış kaynaklı özel yazılım geliştirme faaliyetleri kapsam dışıdır. Dolayısıyla yıllara göre artışı gözlenen satın alınan paket yazılımları iken, üretime işaret eden yazılım geliştirme faaliyetlerini sayısal olarak izlemek mümkün olmamaktadır. Oysa iç piyasanın ihtiyacını karşılamanın ötesinde markalaşarak dış pazarda da aranılan bir hizmet veya ürün sunumunun özünde bu faaliyetler yer almaktadır.
 

Yazılım sektörünün dünya pazarında istenilen düzeyde yerini alması bir başka deyişle yazılım ihracatının artması için özgün ürün ve/veya hizmet sunma becerisine sahip olma, diğer sektörler içerisinde yazılım sektörünü en fazla ilgilendiren konulardan biridir. Nitelikli işgücü hususundaki yetersizlik özellikle gelişmekte olan ülkelerin mücadele ettiği başlıca sorunlardan biridir. Türkiye’de yazılım sektöründe işgücünün niteliğinin sektörün ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde olduğu vurgulanırken nitelikli işgücü arzının yetersizliği dikkat çekmektedir (Tırpançeker,2011). Grafik 1’de gösterildiği gibi ülkeler arası karşılaştırma yapıldığında toplam ekonomi içerisinde BİT uzmanlarının oranı Türkiye’de diğer ülkelere göre oldukça düşük bir düzeydedir. Beyin göçü yoluyla nitelikli işgücünün ülke dışına çıkışı bu sektörde arzı azaltan bir başka husustur.
 

Ek olarak, özellikle Teknokentler çatısı altında bulunan firmalar açısından bakıldığında sektörde yüksek düzeyde işgücü hareketliliği gözlemlenmektedir. Kısa dönemli ve proje bazlı istihdam yapısının hakim olduğu bu sektörde işgücü hareketliliği, firmaların kurumsallaşması önünde ciddi bir engel teşkil etmektedir. Yazılım sektöründe işgücünü ilgilendiren bir diğer sorun ise, eğitim programlarının, piyasanın spesifik bazı ihtiyaçlarını karşılama konusunda yeterli bulunmadığı yönündedir. Formel eğitim müfredatına piyasanın ihtiyaçları ile uyumlu bir içerik kazandırılmasının yanısıra düzenli olarak gerçekleştirilen firma içi eğitimler ya da firma dışında birtakım eğitim faaliyetlerine kaynak ayrılması da gündeme gelen çözüm önerilerinden bazılarıdır. Öte yandan, yazılım sektöründe esnek örgütlenme yapısının hakim olduğu ve çoğu zaman 10 kişinin altında çalışanı olan mikro firmalar bulunduğundan belirli bir takvime bağlı kalmaksızın, ihtiyaç duyuldukça “bilenlerin bilmeyenlere” bilgi aktardığı, bir nevi usta-çırak ilişkisine dayanan bir işleyiş de gözlemlenmektedir.


Ülke için stratejik öneme haiz olan bu sektör, kendi başına “bırakılacak” kadar olgunlaşmış mıdır? Yazılımın bir sermaye harcaması olarak kabul edilmesi son zamanlarda ortaya çıkan bir eğilim olmakla birlikte yazılımla ilgili temel sorun üretilen değerin kolaylıkla ölçülememesidir. Yazılım yatırımını ölçme ile ilgili sorunlar, yazılımın kiralama, lisanslama ya da donanımla birlikte mi alındığı sorunu ile de ilişkilidir. Bunun uzantısı olarak, her yazılımın bir katma değer ürettiğini söylemek mümkün müdür? Ortaya koydukları değer açısından hepsi aynı kefeye konabilir mi? Bu bağlamda üretime yönelik yazılım girişimlerinde ne tür destek mekanizmaları işleyebilir? Buna ek olarak, bu sektör içerisinde ne tür işbirliği yapıları gözlenmekte ve bu yapıların etkin bir şekilde çalışması için nasıl bir atmosfer sağlanmalı?


29 Aralık 2011 tarihinde Stratejik Düşünce Enstitüsü(SDE) ve ODTÜ Bilim ve Teknoloji Politikası Çalışmaları Araştırma Merkezi (ODTÜ TEKPOL) işbirliği ile gerçekleştirilen “Türkiye’de Yazılım Sektörü” konulu konferansta, yukarıda bahsedilen bu sorunlar farklı aktörler tarafından tartışılmış ve çözüm önerileri sunulmuştur. Bunun ötesinde, konferansta bu sektör ile ilgili diğer çalışmalara kamu ve özel sektör ile sivil toplum kuruluşları (STK) arasında bir iletişim ağı kurulmasına yönelik bir zemin hazırlanmıştır. Bu konferansta ele alınan alt konu başlıklardan iki tanesine, yazılım destekleri ve yazılım işbirlikleri, bu e-bültenin içeriği dikkate alındığında özel yer vermekte fayda vardır.


Yazılım Destekleri


Yazılım sektörüne yönelik destek çeşitleri temelde diğer sektörler için kurgulanan destekler ile benzer içeriğe sahiptir. Bunları sıralamak gerekirse; finansal, Ar-Ge, yenilikçilik, istihdam, teknopark, iş geliştirme, teknolojik, girişimcilik, ihracat, pazarlama, tanıtım, fuar, internet, web portal, e-ticaret, eğitim, danışmanlık, sertifikasyon, patent, marka, tescil, risk sermayesi destek çeşitlerine birer örnektir. Türkiye’de yazılım sektörünü bu kapsamda destekleyen kamu kurumları (TÜBİTAK, KOSGEB, bakanlıklar, üniversite ve enstitüler), özel kurumlar (finansal kuruluşlar, risk sermayesi şirketleri), meslek kuruluşları, birlikler, ajanslar ve son yıllarda daha aktif bir şekilde rol oynayan AB fonları bulunmaktadır (Barut, 2011).


Ne var ki, desteğe erişimde bölgelerarası farklılıklar dikkat çekmektedir. Kimi bölgeler, kamu sektörü ile çalışma deneyimi kazanma açısından diğerlerine göre daha avantajlı bir konuma sahiptir. Bununla beraber, bu durumun firmaların kamu kaynaklarına olan bağımlılıklarını arttırıp küresel ölçekte rekabet edecek proje üretme açısından onlara hantallık da getirebildiği de dikkate alınmalıdır. Bir başka deyişle, sektörün küresel düzeyde rekabet edebilir seviyeye gelmesini öngören ulusal bir yazılım stratejisinde, desteklerin ürün çeşitliliğine ve rekabetine dayalı olması ve böylelikle markalaşmayı özendirmesi gerekmektedir.


Desteklerin etkin bir şekilde verilmesini sağlayacak hususlara bakıldığında; sektöre ilişkin ihtiyaçların tespit edilip bu doğrultuda destek verildiği ve ihtiyaçların belirlenmesinde kamu, STK, özel finans kurumları ve yazılım sektörü firmalarının etkin olarak rol aldığı İrlanda örneği dikkat çekmektedir (YASAD, 2009). Bu bağlamda bu ülkedeki çalışmaların dikkatli bir şekilde incelenmesinde fayda vardır.


Yazılım İşbirlikleri: Kümelenme



Türkiye’de yazılım sektörünün en önemli eksiklikleri arasında, firmaların gerek kendi aralarında gerekse firmalar ve diğer kurumlar/organizasyonlar arasında ihtiyaç duyulduğunda her firmanın danışmanlık hizmeti alabileceği ortak yapıların olmayışı ve iletişim sorunları yer almaktadır. Bu noktada, şemsiye organizasyonlara bu tür yapıların oluşması için önemli görevler düşmektedir. Yazılım sektöründe işbirliklerinin oluşması, desteklere göre nispeten yeni olmakla birlikte finansman bulma konusunda sıkıntılar yaşayan firmaların fiziksel, finansal ve beşeri kaynaklara erişmelerinde kolaylıklar sağlayabilecek bir mekanizmadır.


Yazılım sektöründeki işbirliği modelleri; kümeleşme, kuluçka merkezleri, taşeronluk, ikili işbirlikleri ve ortak projeler şeklinde olabilir (Kolat, 2011). Bu modellerin içerisinde kümeleşme, sektörde yenilikçiliğin yerel düzeyde kazanılmasında farklı bir öneme sahiptir. Coğrafi yakınlık kümeleşme yapısının temel özelliklerinden biridir. Bununla birlikte küme içerisinde değer üretilmesinde yeterli koşul olmayıp beraberinde küme aktörlerinin dışa açılmalarının engellendiği ve esnekliğin kaybolduğu kapalı bir sisteme dönüşme riskini de taşımaktadır. Bu yapı içerisinde sinerjinin yaratılması aktörler arasında önemli düzeyde “bilişsel, organizasyonel, sosyal ve kurumsal yakınlığa” bağlıdır (Boschma,2005). Ancak her biri için birtakım handikaplar mevcuttur. Aktörler arasındaki iletişimin efektif bir şekilde işlemesini sağlayan bilişsel yakınlığın ileri düzeyde olması öğrenme ve yenilikçilik becerilerine ket vurabilmektedir. Bilgi üretim süreci, birbirinin benzeri olmayan, tamamlayıcı mekanizmaların bir araya gelmesi ile mümkün olmaktadır. Bunun en güzel örneklerinden biri olarak aynı teknoloji alanında çalışan rakip firmaların birbirleriyle bilgi paylaşması sayılabilir. Dolayısıyla, küme yapısında işbirliklerinin etkin bir şekilde işleyebilmesi coğrafi ve/veya diğer yakınlıkların yanı sıra, farklı beceri ve yetkinliklere sahip olmaya bağlıdır. Bunu yazılım sektörü özelinde düşünecek olursak, öncelikle sektördeki firmaların uzmanlık ve alt uzmanlık alanlarının “sistematik” bir şekilde takip edilmesi gerekir[1]. Sektöre yönelik yapılacak bu tür bir değerlendirmede, inovasyon yapan firmalarda ne tür işbirliği yapılarının hakim olduğu ortaya çıkarılabilir.


Kaynakça
Barut, E. (2011). Yazılım Sektörüne Verilen Destek ve Teşviklerin Yazılım Sektörü Üzerindeki Mevcut Etkileri ve Öncelikler, http://www.sde.org.tr/userfiles/file/YazyüzdeC4yüzdeB1lyüzdeC4yüzdeB1myüzde20SektyüzdeC3yüzdeB6ryüzdeC3 yüzdeBCyüzde20KonferansyüzdeC4yüzdeB1-ProgramyüzdeC4yüzdeB1.pdf
Boschma,R. (2005). Proximity and Innovation: A Critical Asesment,Regional Studies,39:1,61-74.
OECD Information Technology Outlook 2010 and forthcoming OECD (2011): ICT-related skills and employment: New competences and jobs for a smarter and greener economy, DSTI/ICCP/IE(2011)3
Tırpançeker, G. (2011). Türkiye’de yazılım sektörü ve yazılımın Yarattığı Katma Değerler,http://www.sde.org.tr/userfiles/file/YazyüzdeC4yüzdeB1lyüzdeC4yüzdeB1myüzde20SektyüzdeC3yüzde B6ryüzdeC3yüzdeBCyüzde20KonferansyüzdeC4yüzdeB1-ProgramyüzdeC4yüzdeB1.pdf
WITSA(2010). Digital Planet 2010.
YASAD (2009). Yazılım: Ekonominin
Yeni Kalkınma Gücü,http://www.yasad.org.tr/UserFiles/File/yasad_rapor.pdf



site design & technology
SLC Web Mühendisliği
www.slc.com.tr