TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ
YÖNETİM DANIŞMANLIĞI VE EĞİTİM
HİZMETLERİ
TEKNOLOJİ TABANLI
GİRİŞİMCİLER İÇİN İŞ GELİŞTİRME
MENTORLÜĞÜ
SATIŞ EKİBİ
KURULUM & SAHA
YÖNETİMİ
SANAYİDE
YAZILIM & TEKNOLOJİ
SEÇİMİ
TEKNOLOJİ TRANSFER
OFİSLERİ & TEKNOPARKLAR İÇİN
İŞ GELİŞTİRME
YATIRIMCI
BULMA & DEVLET
DESTEKLERİ
YAZILIM-BİLİŞİM
SEKTÖRÜNDE SATIŞ PAZARLAMA
& İŞ GELİŞTİRME
KARİYER
PLANLAMA &
İÇ GİRİŞİMCİLİK
KEY OF CHANGE

Yazılımda, Türkiye Neden Bir Başarı Hikayesi Olmasın?

Dünya ülkeleri Bilgi Ekonomisi’ne dönüşme ve bilgi toplumu olma yolunda bir yarış ve rekabet içerisindedir. Avrupa Birliği’nin Lizbon Stratejisi adı altında aldığı kararda olduğu gibi bilgi toplumuna geçme ve bu şekilde bilgiye dayalı bir ekonomi haline gelme çok önemli olmuştur. Bilgi ve İletişim Teknolojileri’ni kullanmanın büyüme, rekabet ve istihdamı körüklediği, vatandaşların yaşam kalitesini artırdığı da bir gerçektir. En düşük yatırımla en yüksek istihdamı ve en fazla katma değeri yaratan bir sektör olması itibariyle yazılım sektörü ekonominin yeni kalkınma gücü olarak nitelendirilebilir. Yazılımın tüm sektörler içerisinde ülke ekonomisi için yarattığı katma değer tek başına OECD ortalamasında %1,5 ila %3 arasında değişmektedir. Yazılım sektörü Ar-Ge faaliyetlerine en çok katkı sağlayan sektörlerden biridir. Avrupa Komisyonu kapsamında yapılan bir araştırmaya göre yazılım sektörü 22 sektör içinde Ar-Ge faaliyetlerine en çok kaynak ayıran 5. sektör olarak belirlenmiştir.


Yazılım sektörü diğer sektörlerle karşılaştırıldığında en fazla genç nüfusun istihdam edildiği sektör olarak da karşımıza çıkmaktadır. Yazılım sektöründeki gelişme aynı zamanda ülkenin işsizlik oranında da önemli bir azalma sağlamaktadır. Yazılım sektörü kadınların ve engellilerin istihdamında da önemli imkânlar sunmaktadır. Yazılım üretimi konusunda başarı öyküsü haline gelmiş Hindistan’da yazılım sektörüne yönelik girişimlerin başladığı yıllar olan 80’li yılların ikinci yarısında yazılım sektöründeki iş gücü 2000’li yılların başında yaklaşık 48 kat artarak 284.000 kişiye ulaşmıştır. Yazılım sektörünün hızlı bir gelişme gösterdiği 2000’li yıllarda ise yazılım sektöründeki istihdam ortalama yıllık %40 artarak 2004 yılında 850.000 kişiye ulaşmıştır. Aynı zamanda İsrail’de de, sektörün istihdam ettiği insan sayısı 1990-2000 yılları arasında 36.000’den 56.000’e çıkmıştır ve on yılda %65 istihdam artışı olmuştur. Bu ülke örneklerinden görüleceği gibi yazılım sektörünün starejik sektör olmasıyla birlikte işsizlik önemli bir ölçüde azalmıştır. Ayrıca yazılım sektörünün Hindistan’a sağladığı diğer katma değerlere de bakacak


Oysa bu oran 1998 yılında % 1,2 düzeyinde idi. Hindistan’da yazılım ve hizmetler ihracatı rakamları ise 2010 yılı itibariyle 60 milyar dolardır. İş İstatistikleri Bürosu, ABD’de 2006 yılında, yazılımla ilgili sadece tek bir kategoride (yazılım mühendisleri kategorisi) istihdam sayısının 860.000 civarında olduğunu bildirmiştir. Büro, 2016 yılına kadar bu sayının % 38 oranında artacağını tahmin etmektedir.


Bu ülkeler, yazılım sektörünü Stratejik Sektör olarak belirlemişlerdir ve yazılım üreterek birer başarı hikayesi olmuşlardır.


Türkiye Neden Bir Başarı Hikayesi Olmasın?



Ekonominin tüm kollarını etkileyen yazılımı üretmek için en önemli girdi akıl ve yaratıcı güçtür. Türkiye genç bir nüfusa sahiptir. Nüfusumuzun yarısı 25 yaşın altındadır. Ayrıca BT kullanabilecek 1,5 milyondan fazla KOBİ’miz vardır. Buradan yola çıkarak iyi bir iç potansiyele sahip olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkiye’nin jeopolitik konumu ve Gümrük Birliği üyeliği ile Avrupa, Türki Cumhuriyetleri ve Ortadoğu pazarlarında dini, etnik ve ticari ilişkilere sahip olmasının da dış pazarlar için sahip olduğumuz avantajlardır.


Türkiye, başarılı diğer ülke örneklerinden de faydalanarak ve konumunu ve kaynaklarını da göz önüne alarak, iç ve dış pazar odaklı olarak kendi modelini oluşturmalıdır. Türkiye, bilgi toplumu yönündeki önceliklerine karşılık iç talepteki büyüme beklentisini destekleyeceği, iç ve dış pazarda dengeli bir büyüme stratejisi yürütmelidir. İç pazardaki gelişim dış pazar için bir hazırlık niteliği taşımakla birlikte sektörün gelişimi için dış pazara yönelik politika ve stratejiler eşzamanlı oluşturulmalıdır. Bilişim sektörünün sıçrama yapması ve Türkiye’nin dünya oyuncusu olabilmesi için yazılım stratejik sektör olmalıdır.


Türkiye, bilgi teknolojileri pazarı, donanım ağırlıklı bir yapıdadır. Dünya genelinde donanım tüm bilgi teknolojileri harcamasından yüzde 39 pay alırken, bu oran Türkiye’de yaklaşık %70 seviyesindedir. Bilgi Teknolojileri pazarının %30’u ise yazılım ve hizmetlerden oluşmaktadır. Donanım ağırlıklı bu yapının önümüzdeki yıllarda yazılım ve hizmetler alanında daha fazla büyüyerek değişmesi gerekmektedir.
 

TÜBİTAK MAM verilerine göre; Türkiye’de yaklaşık 1.600 adet yazılım üreten yerli firma var, sektör şirketleri KOBİ yapısındadır ve ölçekleri küçüktür, sermaye yapıları güçlü değildir. Bu firmaların; yaklaşık %35’i, teknoloji geliştirme merkezlerinde yer almaktadır ve %87,2’si KOBİ yapısındadır. Diğer bir ifadeyle; %51’i 10 kişiden az, %35,7’si 10 – 50 kişi arasında, %9,8’i 50 – 250 kişi arasında ve %3’ü 250 kişiden büyüktür. Sektördeki yazılım geliştiricilerin yaklaşık %47’si İstanbul’da çalışmaktadır.


İGEME kayıtlarına göre, bugün 100 civarında firma 50 ülkeye 12 serbest bölgeye yaklaşık yazılım ihracatı yapmaktadır ve geliştirilen bu yazılımlar başta Amerika, Almanya, Irak, Kazakistan olmak üzere çeşitli ülkelere ihraç edilmektedir. Türk yazılım şirketleri, sağlık, savunma, mobil çözümler, CRM ve Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP) alanlarında ihracat yapmaktadır. Üretim ve otomasyon, telekom, enerji, elektrik ve elektronik, finans, lojistik, tekstil, eğitim, medya, savunma, sağlık, turizm, inşaat, kamu alanlarında yazılım geliştirilmektedir.


Ekonominin gelişmesi, toplumsal refahın sağlanması, işsizliğin azalması, güvenilir ve sürdürülebilir ekonomik dinamiklerin yakalanması, dijital uçurumdan kaynaklanan olumsuzlukların giderilmesi için, Türkiye daha fazla yazılım üretmeli ve ihraç etmelidir.


10. Ulaştırma Şurası’nda ülkemizin bilgi ve iletişim sektöründeki 2023 yılı vizyonu ve hedefleri de ortaya konmuştur. Şura’da açıklanan sonuç raporunda belirtilen; bilişim sektörünün 160 milyar dolara ulaşması ve bunun GSYİH’daki payının %8’e çıkarılması, yazılım sektörünün öncelikli alan olarak belirlenmesi ve toplam ihracatta yazılım sektörü payının %2’ye çıkarılması hedefleri son derece çarpıcıdır.


Türkiye’de sektörün potansiyelinin geliştirilmesi için önemli işler yapıldı. Ancak, henüz olmamız gereken noktada değiliz. Küresel ağa hazırlıklı olma (e-Readiness) konusunda; Dünya Ekonomik Forumu 2008-2009 raporu verilerine göre 134 ülke arasında 61. sıradayız, 2009-2010 raporu verilerine göre 133 ülke arasında 69. sıradayız, 2010-2011 raporu verilerine göre ise 138 ülke arasında 71. sıradayız. Yazılım sektörünün gelişebilmesi için özel sektör, STK’lar, üniversiteler ve kamu arasındaki işbirliği son derece önemlidir ve bu paydaşlara önemli görevler düşmektedir.


Tüm özellikleriyle tüm gelişmekte olan ülkelere bir fırsat penceresi sunan yazılım; Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’yı artıracak, ihracat rakamlarını büyütecek, işsizliği azaltarak genç nüfusun, engellilerin, kadınların ve kalkınmada öncelikli illerdeki genç nüfusun işgücü piyasasına entegrasyonunu sağlayacak, yarattığı verimlilik etkisi ile kullanıldığı sektörlerin dünya ile rekabet etme yeteneklerini ve prodüktivitesini geliştirecek, AR-GE faaliyetlerinin kapasitesini, kalitesini ve niteliğini yükseltecek, Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşümünde ve bilgi çağının ekonomisinde en önemli gücü olacaktır.


*Tekimed Bilgi İşlem Hizmetleri Ltd.Şti. Genel Müdürü, gulara@tekimed.com



site design & technology
SLC Web Mühendisliği
www.slc.com.tr