TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ
YÖNETİM DANIŞMANLIĞI VE EĞİTİM
HİZMETLERİ
TEKNOLOJİ TABANLI
GİRİŞİMCİLER İÇİN İŞ GELİŞTİRME
MENTORLÜĞÜ
SATIŞ EKİBİ
KURULUM & SAHA
YÖNETİMİ
SANAYİDE
YAZILIM & TEKNOLOJİ
SEÇİMİ
TEKNOLOJİ TRANSFER
OFİSLERİ & TEKNOPARKLAR İÇİN
İŞ GELİŞTİRME
YATIRIMCI
BULMA & DEVLET
DESTEKLERİ
YAZILIM-BİLİŞİM
SEKTÖRÜNDE SATIŞ PAZARLAMA
& İŞ GELİŞTİRME
KARİYER
PLANLAMA &
İÇ GİRİŞİMCİLİK
KEY OF CHANGE

Yenilikçi Türkiye için Bilişim Konferansında Eleştiriler Havada Uçuştu

Teknoparklar Gelişmeli/Değişmeli
 

Toplantıda hem Bakan Nihat Ergün hem de BTK Başkanı Tayfun Acarer, çok uzun zamandır şikayet konusu haline gelen Teknoparklara değindi. Acarer, Teknoparkların Üniversiteler tarafından rant yeri gibi kullanıldığına ve m2 birim fiyatlarının 18 Eurolara yükseldiğine işaret ederken; “Üstelik arsa bile devletin arsası” diye not etti.
 

Bakan Ergün ise, çoktandır sektörün beklediği bir konuya değindi; ARGE desteği için yazılım firmalarından istenen 50 eleman konusunda çalıştıklarını ve 30 ya da 25’e indirme hazırlığı içinde olduklarını belirtti.
 

Ama bakan Ergün'ün ilginç bir eleştirisi şu şekildeydi; teknoparklar için inovasyon indeksi oluşturduklarını ve bu yolla Teknoparkların ne yaptıklarını ortaya koyacaklarını söylerken: “Apartman yöneticiliği yapmıyorsun, aidat alıp, biraz da ağaç dikeyim, asansöre bakayım yeter diyemezsin, burada ne yaratılıyor, ARGE’yi teşvik ediyor musun, kaç tane patent alınmış, bunlara hep bakacağız” dedi.

Bakan Ergün Üniversiteler için daha önce yaratılan indeks konusunda da açıklamalar yaptı. “İlk yayınladığımız sene, büyük üniversiteler bir baktılar ki, kendi notları düşük. Şaşırarak sordular; ama bunlar şeffaf konular; inovasyonu nasıl desteklemişler, sanayi-üniversite işbirliği var mı, nasıl projeler yapmışlar? Buna bakıyoruz” dedi. Ergün, bu konunun “üniversiteler ticari kuruluşlar mıdır?” şeklinde tartışma yarattığını da bildiklerini, aynı tartışmaların Harvard Üniversitesi ve Cal Tech (California Teknoloji Üniversitesi) 10 yıl kadar once tartışıldığını ve yola devam edildiğini belirtirken, Cal tech çevresinde oluşan inovasyona işaret etti.

Konferans sırasında, özel sektörün teknoparklar konusunda yaptığı eleştirilerine burada yer vermiyoruz. Çünkü otopark fiyatlarından, metrekare fiyatlarına, sadece büyük firmaların alındığından, bir şey yaratılmadığına kadar pek çok eleştiri zaten uzun zamandır yapılıyor ve biz de turk-internet.com olarak bunlara --bilinç yaratmak adına-- daha önce çeşitli formatta (söyleşi ya da haber) hep yer verdik.
 

Üniversiteler Hayatın İhtiyaçlarına Göre Güncellenmeli
 

Üniversiteler konusuna gelindiğinde, başta özel sektör olmak üzere, gerek BTK başkanı Acarer, gerek Bakan Ergün, gerekse bazı konuşmacılar, eğitimlerin, ihtiyaçla paralel olmadığını anlattılar. Acarer bazı okullarda hala Fortran 4 okutulduğunu, çünkü muhtemelen hocaların yeni lisanlara geçiş yapamadığını söylerken, ara eleman ihtiyacına da dikkat çekti ve yapılan bir araştırmada, bilişim firma yöneticilerinin bu ihtiyacı % 58 olarak belirttiklerine işaret etti.
 

Acarer, “Sektör, STK’lar, kamu ve üniversiteler olarak biraraya gelip, bizim şuna ihtiyacımız var dememiz lazım” derken, gerekirse akademisyen olmasa bile, sektörden işi bilenlerin ders vermesi gerektiğini şöyle ifade etti : “ Sektörün bu konuda destek vermesi lazım. Bazı dillerde hoca bile yok. O kadar hızlı değişiyor ki, bilenlerin, bilmeyenlere ders vermesi lazım..”
 

Nihat Ergün ve özel sektör temsilcilerinden bazıları da üniversite eğitimlerinin piyasa ihtiyaçlarına gore güncellenmesi gerektiğini söyledi.
 

Ama HP Genel Müdürü Serdar Urçar, konuyu daha da temele indirdi ve "acaba temel bilimlere yeterince önem vermiyor muyuz?" diye sordu.
 

Bankalar-Finans Sektörü, Neden Bilişim Sektörünü desteklemiyor
 

Bu da epeydir konuşulan bir konu. İnsan, zaman ve donanım-yazılım kaybı olarak özetleyebileceğimiz, her bankanın kendi teknoloji merkezini kurması konusunu, bilişim sektörü : “Büyük bir israf. Herbirisi ayrı ayrı eleman, yazılım vs kullanıyor. Halbuki, tersine ortaya bankacılık uygulamalarında uzman bazı firmalar çıkabilir. Yurtiçinde büyüyerek, ülkenin dünyaya açılan bir ihracat kapısı haline de gelebilirler.” diye özetlerler.
 

Tayfun Acarer de bu konuya işaret etti : “Finans sektörünün teknolojik açıdan dünyadaki en iyisi Türkiye’de. Ama bankalar teknoloji konusunda kendilerini, dışarı açmıyor kendi başına çalışıyor.”
 

Bu noktada biz de bir not iletelim; Acarer bunu söylemekle birlikte, uzun zamandır aynı tür bir eleştiri devlete yapılıyor. Hem Türksat üzerinden yürütülen işler, hem de ortak veri merkezine geçme projeleri, bilişim sektörünün en büyük müşterisi durumundaki kamunun, kapsam dışında kalmasına yol açıyor. Bu konuda 2 tür eleştiri var; ilki sadece Türksat yetkinliği ile iş yapılmak isteniyor, halbuki farklı işlerin farklı uzmanlıkları var. İkinci eleştiri ise; yukarıdaki gibi, bu konuda kamu özel sektör firmalarını desteklese, hem yurt içinde, hem de yurtdışına ihracat yapabilecek firmalar filizlenebilir.
 

Bilişim sektörünün bütün dünyada takip ettiği 3 tür müşteri var; Kamu, Finans ve Telekom sektörleri. Telekom sektörünün sürekli yurtdışından alışveriş ettiği düşünülürse (ki 3G’de BTK’nın koyduğu yerel KOBİ’lerden % 40 şartını olumlu bir gelişme olarak işaret edelim), kamu ve finans sektörünün de bu şekilde kendi kendilerine oynadıklarını düşünürsek; “ne olacak bu bilişim sektörünün hali” diye sorulması anlamsız oluyor.
 

Çağrı Merkezleri
 

Çağrı Merkezleri ülkemizin yeni heyecanlarınından birisi. Ama gittikçe büyüyen bir sektör haline gelen bu konuda Acarer’in bankalarla ilgili eleştirisi var; “Bilişim sektörünü regüle ediyoruz. Bilişim sektörünün çağrı merkezlerine bakın; bankalarınki için aynısını söylebilir misiniz?”

Acarer, bilgisi ulaşmayan kredi kart borcunu öğrenmek için bir bankanın çağrı merkezini aradığını, 23 dakika beklediği halde öğrenemediğini, ertesi günü özel kaleme söylediğini ve onların nasıl çözdüğünü bilmediğini söyleyerek, konuyu örnekledi. Biz de benzer tecrübeler yaşadığımız için kendisine fena halde hak verdik.
 

Diğer yandan not edelim; son 5-6 yıldır Çağrı Merkezleri, en ümit veren kurumlar şeklinde. Hem İstanbul’un yükünü Anadolu’ya dağıttıkları, oradan yeni mezun üniversitelileri istihdam ederek, onların İstanbul’a gelme zorunluluğunu ortadan kaldırdıkları, hem de önemli bir ihtiyacı giderdikleri için.
 

Özel Sektör Firmaları Sektörü Büyütmeye Değil, Kendi Pasta Dilimlerini Büyütmeye geliyorlar
 

Acarer’in eleştirdiği bir konu da, bilişim ve telekom sektörü firmalarının stratejilerindeki eksiklik ve hareket tarzları. Acarer, devletin destek vermek ve sorun dinlemek için var olduğunu ama kendilerine gelen firmaların sektörün büyümesinde değil, kendi pasta dilimini büyütmeye yönelik taleplerle geldiklerini “bizimkini daha yüksek verin” taleplerinde bulunmalarını eleştiriyor.
 

Acarer; “şu anda eşik atlama noktasındayız. Bu eşiği atlamak için mutlaka yurtdışına açılmamız lazım. Yoksa belli bir açı ile gidiyor. Yoksa 2023 için koyduğumuz 160 milyara ulaşamayız. Mümkün değil. Afrika’ya gidin mutlaka, Pakistan’a, Afganistan’a gidin. Oralarda fırsatlar var. “ dedi.
 

Ama en ilginç cümleleri şu şekildeydi : “Biz temaslar için gittiğimizde, ordaki düzenleyiciler “neden Türk girişimciler buraya gelmiyorlar?” diye soruyorlar. “Türk girişimciler aristokrat, zor işlere gelemiyorlar” diyemiyorum. 
 

Aynı konuya Oracle’dan İlker Koçer değindi. Bir süredir Afrika, Ortadoğu bölgesinden sorumlu olan Koçer, Oracle’ın tüm işlerinin % 65’inin bu bölgede olduğunu söylerken, Kenya, Nijerya gibi ülkelerde çalıştığını ama oralara Türk firmaların gitmediklerini buna karşın, bu bölgede Çin’li, Hint’li, Portekiz’li, Fransız firmaların cirit attığına değindi. Koçer bir toplantıya 2 Türk firmasını yanında alarak da gittiğini (bunu yapmak gerekip gerekmediğini de bilmediğini) söyledi ama firmaların pazarda devamlılık sağlamadığına işaret etti.
 

Biz de farklı düşünmüyoruz; Türk bilişim sektörünün yukarda işaret ettiğimiz zorlukları olmakla birlikte, doğrusu Acarer’in söylediği gibi zor işlere gelemiyorlar. Buna başka bir yazıda değinelim.
 

Entellektüel Sermaye

Konferansdaki bir panele katılan HP Ülke Müdürü Serdar Urçar ise, entellektüel sermayesi konusuna dikkat çekti. Aynı kapsamda belki göçmen politikasının da gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Urçar, Porter’ın “strateji ne yapmayacağına karar vermektir” diyerek yukarıda da belirttiğimiz üzere “acaba temel bilimlere yeterince dikkat etmiyor muyuz?” diye sordu.

Oracle’dan İlker Koçer aynı konuya ”girişim fikri diye gelenlerin çoğunluğu kopya” diyerek “iyi bir fikir için sağlam bir background lazım ama böyle bir background’u olanlar da genellikle büyük şirketlerde işe giriyorlar” dedi.
 

KoçSistem CEO Mehmet Nalbantoğlu ise, “30 yıldır bir çok bakandan iyi şeyler adiğerinin güvenlik merkezi oluşturduğuna dikkat çekti ve “neden bunları özel sektöre bırakmıyorsunuz, hem referans olur” dedi.
 

Nalbantoğlu, teşvikler konusunda da, daha iyi incelenmesi gerektiğini belirtti ve “bazen kıraç toprağa zeytin teşviği veriliyor” dedi.
 

Son eleştiriyi, katılımcılardan aldığımız bir mesaj olarak iletelim; bu toplantı Tübisad-Tüsiad işbirliğinde bir toplantı olmakla birlikte, başkan Muharrem Yılmaz dışında bir Tüsiad mensubu göremedik. Bu da sanayimizin bilişim sektörünün ne anlama geldiğini hala anlayamadıklarını ve önem de vermediklerini gösteriyor mu acaba? 



site design & technology
SLC Web Mühendisliği
www.slc.com.tr